BLOG reSimple

İşçinin Ücretlerinin Eksik Bildirilmesinin İşletmelerin Sürdürülebilirliğine Etkisi

Ülkemizde birçok işveren, işçi maliyetlerini azaltmak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) verdikleri beyanlarda gerçek ile bağdaşmayan veriler sunmakta ve bu sayede, çalıştırdıkları işçiler için ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primlerinden kaçınmaya çalışmaktadırlar. Kayıt dışı istihdam olarak nitelendirilen söz konusu çalıştırma, iki şekilde ortaya çıkabilmektedir.

Bunlardan birincisi, işçinin tamamen kayıt dışı çalıştırılmasıdır. Buna göre işveren, fiilen işçi çalıştırmasına rağmen, bu çalışmaya ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunmamakta ve sistemde fiilen çalışmakta olan işçi, çalışan olarak değil, işsiz olarak görünmektedir. Diğer bir ifadeyle, işveren tarafından kayıt dışı çalıştırılan işçi her ne kadar hukuken “işçi” ve “sigortalı” olarak nitelendirilse de devlet nezdinde işçi ve işveren arasında herhangi bir ilişki görünmemektedir. Bu şekilde çalışma şekli kuşkusuz hukuka aykırı olup işveren açısından hem para cezalarının ve belirli devlet borçlarının hem de tazminat borçlarının doğmasına sebebiyet verecektir. 

Bu yazının konusunu oluşturan, kayıt dışı işçi çalıştırmanın ikinci şekli ise işverenin çalıştırdığı işçiye ödediği ücreti, devlete eksik bildirdiği modeldir. “Gizli” kayıt dışı çalıştırma olarak da anılabilen bu tür çalıştırmada, işveren, tamamen kayıt dışı çalıştırmadan farklı olarak, işçi çalıştırdığını devletin ilgili kurumlarına bildirmektedir. Buna karşın, SGK’ya sunduğu beyannamelerde, işçinin ücretini, fiilen ödediği ücretten eksik göstermekte ve böylece SGK’ya ödemesi gereken prim maliyetini azaltmaktadır. Örneğin, gizli kayıt dışı işçi çalıştıran işveren, aslında işçiye aylık net 4.000TL ücret ödemekteyken, SGK’ya yaptığı bildirimlerde ücreti, asgari ücret üzerinden göstermektedir. Bunu yapmak için de beyan ettiği asgari ücret tutarını işçiye banka aracılığıyla, geri kalan ücret tutarını ise elden vermektedir. Böylece, 4.000TL net ücretin kendisinde yarattığı toplam 6593,19TL maliyet yerine, 2486,14TL tutarında bir maliyete katlanmakla yetinmektedir.     

Her ne kadar kısa vadede işveren açısından çok cazip bir tercih olarak gözükse de işçinin ücretinin eksik beyan edilmesi, işverene uzun vadede çok daha fazla yük ve maliyet yaratacaktır. İşverenin bu hukuksuz uygulamasının herhangi bir şekilde ortaya çıkması durumunda, işverenin ödemek zorunda kalacağı idari para cezaları ile prim borçları, kısa vadede elde etmeye çalıştığı kârı, ciddi bir zarara dönüştürecektir.

Uygulanacak İdari Para Cezaları

  1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102/I/d maddesi uyarınca işçilik ücretlerini SGK’ya eksik bildiren işverenler hakkında, eksik bildirim yapılan her ay için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır. Söz konusu cezanın miktarı, 2018 yılı için aylık 4.059TL’dir.
  2. Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinde işçinin ücretinin eksik beyan edilmesi sonucunda işveren ayrıca, 5510 sayılı kanunun 102/I/c-4 hükmü uyarınca asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası öder. Bu cezanın miktarı, 059TL’dir.
  3. İşçinin ücretini eksik beyan eden işveren, tutmakla yükümlü olduğu defterleri de eksik ücret üzerinden düzenleyecektir. İlgili kanunun 102/I/e-4 maddesine göre, işçilikle ilgili giderlerin defterlere işlenmemiş olması sebebiyle işverenin ödeyeceği idari para cezası, her ay için asgari ücretin yarısı tutarında yani aylık 1.014,75TL’dir.
  4. 102/I/e-5 hükmü uyarınca, bordroda işçinin ücreti ve işçiye ödenen ücret gibi bilgilerin eksik yazılması hâlinde bordrolar geçersiz kabul edilir ve geçersiz bordro sebebiyle işveren ayrıca, her ay için asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezasına, yani aylık 1.014,75TL’ye daha hükmedilir.

Buradan yola çıkaraki yukarıda verilen örnekte, bir işverenin bir yıl boyunca işçinin ücretini SGK’ya eksik bildirmesi sonucu ödeyeceği toplam idari para cezası, 77.121TL’dir.

Eksik Primler

Sayılan idari para cezalarının yanı sıra işveren, işçinin beyan edilen eksik ücreti ile gerçek ücreti arasındaki farka ait primleri de gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte SGK’ya öder. Buna göre, örneğin, aylık net ücreti 4.000TL olmasına rağmen ücreti asgari ücret üzerinden beyan edilen işçi için 2018 değerlerine göre eksik prim borcu, bir yıl için 49.284,60TL + gecikme cezası ve gecikme zammı tutarındadır.

İdari para cezaları ile beraber dikkate aldığımızda ise, gecikme cezası ve gecikme zammı hariç, işverenin bir yıl için ödemesi gereken toplam miktar, 126.405,60TL kadardır.

Kuşkusuz bu miktarlar, işverenin kayıt dışı işçi çalıştırdığı süreye bağlı olarak değişecektir. Eksik ücret beyanı sebebiyle işçi tarafından açılacak davalarda hak düşürücü süre, işçinin iş sözleşmesinin (herhangi bir nedenle) sona ermesinden itibaren beş yıldır. Genelde işçilerin işlerini kaybetme korkusuyla, bu yöndeki taleplerini iş ilişkisi sona erdikten sonra dava konusu ettiklerini düşünecek olursak, bir işverenin yanında örneğin on yıl süre ile çalışmış ve primleri eksik ödenmiş bir işçi için işverenin ödeyeceği idari para cezası, prim borcu ve bunun gecikme cezası ve gecikme zammı, on yıl için hesaplanacak ve yukarıdaki örnekte yer alan miktarın çok daha üzerinde bir hesap çıkacaktır.

İşçi Alacakları

İşçinin sosyal güvenlik primlerinin eksik yatırılması, işçi açısından haklı nedenle fesih sebebi teşkil eder. İşçinin iş sözleşmesini bu sebebe bağlı olarak feshetmesi durumunda işçi, varsa diğer zararlarının tazmini yanında, bir yıllık kıdem şartını tamamlamışsa ayrıca kıdem tazminatına da hak kazanır.

İtibar Kaybı

İşverenin SGK prim borcundan kaçınmasının ortaya çıkması, işveren açısından birçok dolaylı kâr kaybına da sebebiyet verecektir. Kayıt dışı işçi çalıştırma gibi bir yafta, o işverenin hem itibarını hem de marka değerini yitirmesine ve böylece de müşteri kaybetmesine yol açacaktır.

Sonuç

Her ne kadar işçilerin ücretlerinin SGK’ya eksik beyan edilmesi işveren açısından ilk bakışta cazip bir durum yaratsa da uzun vadede bu durumun işverenin çok aleyhinde sonuçlar doğurabileceği ortadadır. Bir işverenin tek bir işçisinin dahi eksik primlerinin ödenmesini talep etmesi, işveren açısından ciddi bir maliyet yaratacaktır. Kaldı ki uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum gösteriyor ki hiçbir zaman bu yöndeki talep ve davalar tek bir işçi ile sınırlı kalmamakta, bir işçinin haklarını elde ettiğini gören diğer işçiler de kendi haklarını talep etme yoluna gitmekte ve dolayısıyla, işverenin ödediği cezalar ve tazminatlar kat kat artmaktadır. Dolayısıyla, gerek maddi açıdan, gerek iş ilişkileri açısından, gerekse de şirket itibarı bakımından sürdürülebilir bir işletme için, işverenlerin, yönetimlerinde proaktif bir yaklaşım benimseyerek kayıt dışı işçi çalıştırmaktan kaçınmaları gerekmektedir.